
24 Ocak 2026 Cumartesi

Aile… İnsan hayatının en güvenli limanı, çocukların ilk okulu, sevgiyi ve merhameti öğrendiği ilk yuva. Toplumun temeli, milletin geleceğinin sigortasıdır aile. Çünkü aile güçlü olursa, çocuklar sağlıklı büyür; aile yıkılırsa, çocuk da dağılır.
Bir çocuk ilk kez “sevgi” kelimesini anne kucağında öğrenir. İlk kez “güven” duygusunu babasının yanında hisseder. İlk kez “aidiyet” kavramını evinde yaşar. Ama bu temel taşlar yerinden oynarsa, çocuğun bütün dünyası sarsılır. İşte bugün ülkemizde en büyük kırılma burada yaşanıyor: Aile yapımız çöküyor. Boşanmalar hızla artıyor, anne-baba kavgaları arasında çocuklar sevgisiz, ilgisiz ve sahipsiz kalıyor.
Anne şefkati görmeyen, baba korumasından mahrum kalan çocuk; merhameti, sevgiyi, doğruyu ve yanlışı sokakta öğreniyor. Sokakta ise onu kucaklayan şey çoğu zaman şiddet, öfke ve suç oluyor. Çocuk, evinde bulamadığı ilgiyi suç örgütlerinde, çetelerde, yanlış arkadaşlık ilişkilerinde buluyor. Ve sonunda ekranlara yansıyan kan dondurucu olayların baş aktörü haline geliyor.
Bugün televizyon ekranlarında hepimizin izlediği haberler aslında birer ibret vesikası:
Bir zamanlar sokakta misket oynayan, bisiklet süren yaşlardaki bu çocuklar, bugün silah taşıyor, ölüm saçıyor. Ve biz hâlâ birbirimize aynı soruyu soruyoruz:
“Bu çocuklara ne oldu?”
Cevap çok açık: Çocuk suçlu değil, mağdur. Onları bu noktaya getiren şey, ailelerinin dağılması, sevgisiz ve güvencesiz büyümeleridir.
Ama asıl sorun burada bitmiyor. Çünkü aileyi ayakta tutmak, aileyi korumak, çocukları geleceğe hazırlamak devletin temel görevi olmasına rağmen, bu görev gerektiği gibi yerine getirilmiyor.
Boşanma süreçlerinde çocuklar korunmuyor, sosyal destek mekanizmaları yetersiz kalıyor, aileyi güçlendirecek politikalar üretilemiyor. Hatta devlet, yeni cezaevleri ve “çocuk tutuk evleri” açmayı bir çözüm gibi sunuyor. Oysa çocuklarımızı suça sürükleyen nedenleri ortadan kaldırmadan, onları demir parmaklıkların ardına göndermek çözüm değil, çaresizliğin itirafıdır.
Çocuk cezaevleri bir çıkış yolu değil, toplum için daha büyük bir çıkmazdır. Çünkü orada çocuğa umut değil, karanlık öğretilir.
Asıl çözüm;
Çocuklar suç işlediğinde aslında en büyük suç, onları koruyamayan toplumundur. Çocuklar bizim aynadaki yansımamızdır. Eğer o aynada suç, şiddet ve öfke görüyorsak, bu ailedeki çöküşün, toplumdaki ilgisizliğin, devletin yanlış politikalarının sonucudur.
Unutmayalım: Çocuklar bizim her şeyimizdir.
Onları kaybedersek, geleceğimizi kaybederiz. Sessiz çığlık artık duyulmalı. Hep birlikte aileyi yeniden ayağa kaldırmalı, çocuklarımızı umutla geleceğe hazırlamalıyız.
Çünkü çözüm cezaevleri değil; aileyi yaşatmak, aileyi güçlendirmektir.
Oktar Bahadır SERÇİNOĞLU
Bizim Aile Platformu başkanı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.