admin

    admin

    24 Ocak 2026 Cumartesi

      Sessiz Çığlık 2

      Sessiz Çığlık 2
      1

      BEĞENDİM

      ABONE OL

      Sessiz Çığlık 2

      Boşanma Trendleri, Medya ve Çocuklar: Sessiz Kurbanların Çığlığı

      Türkiye’de boşanma oranları son yıllarda çarpıcı bir şekilde artmaktadır. 2021’den 2024’e kadar olan veriler, sadece sayısal bir tablo değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz göstermektedir:

      YılBoşanan Çift SayısıVelayete Verilen Çocuk SayısıVelayete Verilmeyen Çocuk Sayısı
      2021175.779165.9379.842
      2022180.954180.592362
      2023171.881171.213668
      2024187.343186.536807

      Not 2025 verileri çıkmamıştır.

      Dört yılda boşanan çift sayısı yaklaşık 715.957, velayete verilen çocuk sayısı 704.278, ve velayete verilmeyen çocuk sayısı yaklaşık 11.679’dir. Bu çocuklar, ebeveynlerine sınırlı erişimle yetinmek zorunda bırakılmakta, çoğu zaman hem anne hem de baba sevgisinden mahrum kalmaktadır. Örneğin 15 günde sadece 38 saat görebildikleri ebeveynleriyle sağlıklı bağ kurmaları mümkün değildir.

      Bu tablo sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir krizdir. Medya ve popüler kültür, boşanmayı adeta özendiren bir rol üstlenmiştir. Son yıllarda ekranlara gelen diziler, sosyal medyada yayılan içerikler ve bazı haber programları, “kadın özgürlüğü” ve “bireysel haklar” adı altında aileyi bölen bir mesaj vermektedir. Bu diziler ve projeler, finansman ve bilinçli yönlendirme ile toplumun boşanmayı doğal ve öncelikli bir seçenek olarak görmesini sağlamaktadır.

      Bu süreç, yasaların ve yargının yönlendirilmesiyle desteklenmiştir. Bazı yasal düzenlemeler, feminizmin yargıya yaptığı baskının bir ürünü olarak, çocukların temel ihtiyaçlarını ikinci plana atmıştır. Kadın ve erkeğe tanınan özgürlük hakları, çocukların psikolojik ve duygusal sağlığı pahasına hayata geçirilmiştir. Boşanma sürecinde yaşanan kızgınlık, kırgınlık ve öfke çoğu zaman masum çocuklara yansımaktadır. Çocuklar, ebeveynler arasındaki çatışmanın en savunmasız kurbanlarıdır.

      Çocuklar hem anneye hem de babaya ihtiyaç duyar. Ebeveynlerin erişim haklarını sınırlayan uygulamalar, çocukların duygusal gelişimini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler. Toplum olarak, aileyi güçlendirmek ve çocukların haklarını korumak zorundayız. Boşanmayı “normal bir hak” olarak kabul etmek, çocukların geleceğini görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.

      Özetle, boşanmanın ardında yatan toplumsal ve yasal dinamikler, çocukların üzerinde ağır bir yük bırakmaktadır. Medya ve feminizmin etkisiyle şekillenen bu süreçte, çocuklar sessiz çığlıklarını duyuramaz hale gelmektedir. Toplum olarak, aileyi ve çocukları korumak, boşanmayı sadece yetişkinlerin meselesi olmaktan çıkarmak zorundayız. Çünkü aileyi bölmek, sadece bugünü değil, geleceğimizi de tehdit ediyor.

      Oktar Bahadır SERÇİNOĞLU
      Bizim Aile Platform Başkanı

      Devamını Oku

      ÇOMÜ’den yerli ve yeşil teknoloji hamlesi: Çay özü temelli doğal dezenfektan patent aldı

      ÇOMÜ’den yerli ve yeşil teknoloji hamlesi: Çay özü temelli doğal dezenfektan patent aldı
      0

      BEĞENDİM

      ABONE OL

      BİROL GÜNGÖRDÜ / ÇANAKKALE – BHA

      Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), yerli ve çevre dostu teknolojiler alanında önemli bir başarıya daha imza attı. Üniversite bünyesinde geliştirilen çay özü temelli doğal dezenfektan solüsyonu, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun 28 Aralık 2025 tarihli kararıyla patent almaya hak kazandı.

      2017/19941 numaralı patent başvurusunun sahibi ÇOMÜ Rektörlüğü olurken, buluşun geliştiricileri Dr. Öğr. Üyesi Dilvin İpek ve Prof. Dr. Nükhet Zorba olarak kayıtlara geçti. Akademik bilgi birikiminin somut bir teknoloji çıktısına dönüştüğü bu çalışma, aynı zamanda Türkiye’nin yeşil teknoloji vizyonuna güçlü bir katkı sunuyor.

      Anadolu’dan laboratuvara uzanan bir bilgelik hikâyesi

      Patent alan buluşun ilham kaynağı, Anadolu’da kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel iyileşme yöntemleri oldu. Özellikle annelerimizin, gözde çıkan arpacık gibi rahatsızlıklarda demlenmiş çayı kompres olarak kullanması, bu kez bilimsel bir merakın kapısını araladı.

      Gündelik hayatta basit bir alışkanlık gibi görünen bu uygulama, ÇOMÜ’lü akademisyenler tarafından laboratuvar ortamında ele alınarak, doğal ve etkili bir dezenfeksiyon teknolojisine dönüştürüldü.

      23012026 2 0002

      “Anadolu Bilgeliğini Bilimsel Yöntemle Buluşturduk”

      Buluşun çıkış sürecini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Dilvin İpek, çalışmanın kültürel hafıza ile bilimsel yöntemi bir araya getirdiğini vurguladı:

      “Anadolu kültüründe bitkilerle doğal iyileşme yaklaşımı çok güçlüdür. Biz bu kültürel mirası bilimsel yöntemlerle yeniden ele aldık. Çayın günlük hayattaki sıradan bir kullanımından yola çıkarak, endüstriyel ölçekte karşılık bulabilecek doğal bir dezenfektan fikrini olgunlaştırdık.”

      23012026 2 0003

      Etkinliği ölçülebilir, standardize edilebilir bir yeşil teknoloji

      Çalışmanın yalnızca “doğal” olmakla sınırlı kalmadığını belirten Prof. Dr. Nükhet Zorba ise geliştirilen formülasyonun bilimsel ve endüstriyel açıdan güçlü bir altyapıya sahip olduğunun altını çizdi:

      “Bu çalışma, yalnızca bitkisel bir ürün geliştirmek amacıyla yapılmadı. Etkinliği ölçülebilen, standardize edilebilen ve farklı alanlarda kullanılabilecek bir yeşil teknoloji ortaya koymak için yürütüldü. Patentle birlikte akademik bilgi, somut bir teknoloji çıktısına dönüştü.”

      23012026 2 0005

      Uluslararası iş birliği: Yol Güney Kore’ye uzandı

      Araştırmanın uluslararası boyutu ise Güney Kore ile kurulan iş birlikleri sayesinde şekillendi. Çay özünün farklı uygulama alanları üzerine çalışan Prof. Kweon ve Waterlab ekibiyle kurulan temaslar, çalışmanın kapsamını genişletti.

      Dr. Öğr. Üyesi İpek, bu sürecin araştırmaya yeni bir vizyon kazandırdığını belirterek şunları söyledi:

      “Çay özünün evsel su hatlarında temizlik amacıyla kullanımına yönelik çalışmalar yapan Prof. Kweon ve Waterlab ekibiyle yollarımızın kesişmesi, bu fikrin daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. Bu etkileşimle araştırmalarımızı derinleştirdik.”

      23012026 2 0007

      50’den fazla bileşen test edildi, boraks sinerjisi öne çıktı

      Araştırma sürecinde 50’den fazla farklı bileşen, gerçek üretim hatlarından elde edilen dirençli mikroorganizmalar üzerinde test edildi. Yapılan deneyler sonucunda boraksın, çay özünün etkinliğini belirgin biçimde artırdığı tespit edildi. Özellikle paslanmaz çelik yüzeylerde elde edilen sonuçlar dikkat çekti.

      Patent dokümanında yer alan formülasyon; çay bitkisinden elde edilen epigallokateşin gallat (EGCG) temelli ekstraktın, boraks ve EDTA gibi bileşenlerle belirli oranlarda bir araya getirilmesine dayanıyor.

      23012026 2 0006

      Doktora tezinden patente uzanan sekiz yıllık süreç

      Çalışmanın temelleri, 2017 yılında tamamlanan doktora tezi sürecinde atıldı. 08 Aralık 2017 tarihinde yapılan patent başvurusu; bilimsel, teknik ve hukuki değerlendirmelerin ardından Aralık 2025’te tescil edilerek sonuçlandı.

      Prof. Dr. Zorba, bu uzun sürecin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

      “Patent süreçleri yalnızca bilimsel doğrulamayı değil, teknik yeterliliği ve hukuki değerlendirmeyi de içerir. Bu nedenle zaman alabilir. Biz bu süreçte teknolojinin uygulanabilirliğini sürekli geliştirdik.”

      23012026 2 0010

      Gıda güvenliği ve su kaynakları için oyun değiştirici potansiyel

      Araştırma ekibi, doğal dezenfektanın özellikle gıda güvenliği, gıda hijyeni ve su kaynaklarının korunması açısından büyük bir potansiyel taşıdığını belirtiyor. Çalışmalar kapsamında, Hepatit A gibi gıda kaynaklı patojenlerle ilişkili etkenlere karşı elde edilen sonuçların umut verici olduğu ifade ediliyor.

      23012026 2 0011

      Evlerden hastanelere, sanayiden gıdaya geniş kullanım alanı

      Dr. Öğr. Üyesi Dilvin İpek, geliştirilen teknolojinin vizyonunu şu sözlerle özetledi:

      “İklim değişikliği ve su kıtlığı, artık küresel bir gerçek. Bu doğal dezenfektan ile suyu kirletmeyen, arıtma yükünü azaltan ve endüstriyel atık maliyetlerini düşüren bir çözüm sunmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda Türkiye’nin Sıfır Atık yaklaşımıyla uyumlu, ölçeklenebilir bir yeşil teknoloji geliştirdik.”

      Geliştirilen formülasyonun; gıda sanayi, evsel kullanım, hastane hijyeni ve endüstriyel temizlik gibi birçok alanda değerlendirilmesi planlanıyor. ÇOMÜ’lü akademisyenler, bu patentin Türkiye’nin yeşil teknolojilerdeki uluslararası görünürlüğünü artıracağını vurguluyor.

      Devamını Oku

      5 günlük bebeğe şiddet: Hemşire hakkında yakalama kararı

      5 günlük bebeğe şiddet: Hemşire hakkında yakalama kararı
      2

      BEĞENDİM

      ABONE OL

      KAHRAMANMARAŞ – BHA

      Olay, 26 Mayıs 2021 tarihinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. Sema ve Abdullah Bozoklar çiftinin düşük kilolu olarak dünyaya gelen ve bu nedenle kuvöze alınan bebekleri Deniz Esin Bozoklar’ın, hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık tarafından darp edildiği iddia edildi. İddiaya göre Bağrıyanık, kan alma işlemi sırasında ağlayan ve huysuzlanan bebeğe sinirlenerek başına defalarca vurdu ve bacaklarını sıktı.

      Yaşananlar hastanenin güvenlik kameralarına yansırken, olay 5 gün sonra başka bir hemşirenin bebeğin bacağındaki şişliği fark etmesi üzerine ortaya çıktı. Durumun hastane yönetimine bildirilmesinin ardından güvenlik kamerası kayıtları incelendi ve bebeğin hemşire tarafından darp edildiği tespit edildi.

      Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Hazel Dırık Bağrıyanık’ın hastanedeki görevine son verildi. Kahramanmaraş İl İdare Kurulu da hemşirenin yargılanmasına izin verdi. Hakkında “kasten yaralama” suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Bağrıyanık, tutuksuz olarak yargılanıyordu.

      Kahramanmaraş 10’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmaya taraf avukatları katılırken, sanık hemşire duruşmada yer almadı. Duruşmada konuşan Deniz Esin Bozoklar’ın ailesinin avukatı Sait Bolat, şiddet anlarına ait görüntülerin dava dosyasına girdiğini belirterek, sanığın tutuklanmasını talep etti.

      Devamını Oku

      Esenyurt Belediye Başkanı Özer’e 6 yıl 3 ay hapis cezası

      Esenyurt Belediye Başkanı Özer’e 6 yıl 3 ay hapis cezası
      0

      BEĞENDİM

      ABONE OL

      İSTANBUL-BHA

      İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken dava, salonun yetersiz kalması nedeniyle Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki 1 No’lu duruşma salonunda yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanık Ahmet Özer ve avukatları katıldı.

      CHP üst yönetimi duruşmayı takip etti

      Duruşmada CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile çok sayıda il ve ilçe belediye başkanı ve partili hazır bulundu.

      Savcı 15 yıla kadar ceza istemişti

      Cumhuriyet savcısı, önceki celsede sunduğu esas hakkındaki mütalaasında Ahmet Özer’in “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

      Mahkemede savunma yapan Ahmet Özer, terör örgütüyle hiçbir bağı olmadığını belirterek, “64 yıl boyunca tek bir suç işlemedim. Belediye başkanı olunca mı terör örgütü üyesi oldum? Bu akla ve mantığa sığmaz” dedi.

      “Hukuktan başka sığınacak dalımız yok”

      Özer savunmasında, hukukun toplumun temel dayanağı olduğunu vurgulayarak, gizli tanık iddialarına tepki gösterdi. “35 yıllık akademik kariyerime bakıldığında, benim terörle yan yana gelmeyeceğimi herkes bilir. Hukuktan başka sığınacak dalımız yok” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, yapılan savunmaların ardından Ahmet Özer’i “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etti.

      Devamını Oku

      İran’dan Trump’ın “800 İdam İptal Edildi” iddiasına yalanlama

      İran’dan Trump’ın “800 İdam İptal Edildi” iddiasına yalanlama
      0

      BEĞENDİM

      ABONE OL

      ANKARA – BHA

      İran Yargı Erkine bağlı Mizan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre Muvahhidi, İlmiye medreselerinin kurduğu Hibrit Savaş Karargahı’nda katıldığı bir toplantıda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

      Trump’ın, İran halkının kararlı tutumunu gördükten sonra tutarsız açıklamalar yaptığını savunan Muvahhidi, söz konusu iddialara ilişkin, “İddialar tamamen asılsızdır. Konuyla ilgili ne bir sayı söz konusu ne de yargı tarafından alınmış bir karar vardır” ifadelerini kullandı.

      ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak’ta sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran yönetiminin 800’den fazla idam cezasını iptal ettiğini öne sürerek, “Planlanan tüm infazların (800’den fazla) İran yönetimi tarafından iptal edilmiş olmasına büyük saygı duyuyorum. Teşekkürler” demişti.

      Devamını Oku

      Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.