Sessiz Çığlık 2

Sessiz Çığlık 2

Boşanma Trendleri, Medya ve Çocuklar: Sessiz Kurbanların Çığlığı

Türkiye’de boşanma oranları son yıllarda çarpıcı bir şekilde artmaktadır. 2021’den 2024’e kadar olan veriler, sadece sayısal bir tablo değil, aynı zamanda toplumsal bir kriz göstermektedir:

Yıl Boşanan Çift Sayısı Velayete Verilen Çocuk Sayısı Velayete Verilmeyen Çocuk Sayısı
2021 175.779 165.937 9.842
2022 180.954 180.592 362
2023 171.881 171.213 668
2024 187.343 186.536 807

Not 2025 verileri çıkmamıştır.

Dört yılda boşanan çift sayısı yaklaşık 715.957, velayete verilen çocuk sayısı 704.278, ve velayete verilmeyen çocuk sayısı yaklaşık 11.679’dir. Bu çocuklar, ebeveynlerine sınırlı erişimle yetinmek zorunda bırakılmakta, çoğu zaman hem anne hem de baba sevgisinden mahrum kalmaktadır. Örneğin 15 günde sadece 38 saat görebildikleri ebeveynleriyle sağlıklı bağ kurmaları mümkün değildir.

Bu tablo sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir krizdir. Medya ve popüler kültür, boşanmayı adeta özendiren bir rol üstlenmiştir. Son yıllarda ekranlara gelen diziler, sosyal medyada yayılan içerikler ve bazı haber programları, “kadın özgürlüğü” ve “bireysel haklar” adı altında aileyi bölen bir mesaj vermektedir. Bu diziler ve projeler, finansman ve bilinçli yönlendirme ile toplumun boşanmayı doğal ve öncelikli bir seçenek olarak görmesini sağlamaktadır.

Bu süreç, yasaların ve yargının yönlendirilmesiyle desteklenmiştir. Bazı yasal düzenlemeler, feminizmin yargıya yaptığı baskının bir ürünü olarak, çocukların temel ihtiyaçlarını ikinci plana atmıştır. Kadın ve erkeğe tanınan özgürlük hakları, çocukların psikolojik ve duygusal sağlığı pahasına hayata geçirilmiştir. Boşanma sürecinde yaşanan kızgınlık, kırgınlık ve öfke çoğu zaman masum çocuklara yansımaktadır. Çocuklar, ebeveynler arasındaki çatışmanın en savunmasız kurbanlarıdır.

Çocuklar hem anneye hem de babaya ihtiyaç duyar. Ebeveynlerin erişim haklarını sınırlayan uygulamalar, çocukların duygusal gelişimini ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkiler. Toplum olarak, aileyi güçlendirmek ve çocukların haklarını korumak zorundayız. Boşanmayı “normal bir hak” olarak kabul etmek, çocukların geleceğini görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.

Özetle, boşanmanın ardında yatan toplumsal ve yasal dinamikler, çocukların üzerinde ağır bir yük bırakmaktadır. Medya ve feminizmin etkisiyle şekillenen bu süreçte, çocuklar sessiz çığlıklarını duyuramaz hale gelmektedir. Toplum olarak, aileyi ve çocukları korumak, boşanmayı sadece yetişkinlerin meselesi olmaktan çıkarmak zorundayız. Çünkü aileyi bölmek, sadece bugünü değil, geleceğimizi de tehdit ediyor.

Oktar Bahadır SERÇİNOĞLU
Bizim Aile Platform Başkanı

Benzer Videolar